Eksik Parça - Michelle Hodkin (Mara Dyer#1) | Kitap Yorumu #29


***Tanıtım***
Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün... Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. Ne yapardın? Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere… 


"Mara Dyer'ın unutulmaz bir rüyayı andıran, gizemli ve romantik hikâyesi sizi esir alacak." 
-Cassandra Clare, New York Times çoksatanı Mortal Instruments serisinin yazarı-

"Eksik Parça kara mizah, merak uyandıran gerilim ve samimiyet arasında nadir bulunan bir denge kurmayı başarmış. Bir an kahkaha atarken hemen arkasından korkup tüm ışıkları açarak battaniyenin altına girmek istedim. Michelle Hodkin, tüyler ürperten betimlemeleri ve iç ısıtan romantik sahneleriyle yetenek ve kalitesini gözler önüne sermiş. Daha önce böyle bir roman okumamıştım." 
-Veronica Roth, New York Times çoksatanı Divergent serisinin yazarı-

"Eksik Parça, zekice yazılmış, büyüleyici bir gerilim romanı. Gizemli erkekleri, tehlikeli kadınları ve çok karmaşık aşk hikâyelerini sevenler için mükemmel bir eser." 
-Kirsten Miller, New York Times çoksatan yazarı-

"Vay canına. Michelle Hodkin'in ilk kitabı sizi son sayfasına kadar merakta bırakacak." 
-Beth Revis, New York Times çoksatan yazarı-

"Şiirsel ve tatlı olduğu kadar ürkütücü ve karmaşık hikâyesiyle Eksik Parça'yı elimden bırakamadım. Bu kitabı okurken bütün ışıkları açın." 
-Rachel Hawkins, New York Times çoksatan yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus


***Yorum***

''İnsan hem bir sanatçı hem bir deli, sonsuz hüzünlere aşina bir varlık olmalı ki etten kemikten bir grup çocuk arasından o kadar küçük, ölümcül bir cini bir anda seçip çıkarabilsin. Arkadaşları tarafından tanınmadan, kendi korkunç gücünün de farkında olmadan durur orada.''

Her şey bundan çok uzun zaman önce başladı.. Yani kitap elime ilk geldiği zaman.. yani bir kaç ay evvelden bahsediyorum sadece.
Tamam kabul ediyorum o kadar uzak bir geçmişten bahsetmiyorum. Fakat o geçmiş benim için çok uzaktı. Aslında kısaca özet geçmek gerekirse, Şu an elimde olan Eksik Parça, benim ikinci Eksik Parçam. Evet en az kitap kadar gizemli bir kitabı edinme hikayesiyle karşı karşıyayız. Mükemmel!

Kitap elime geldiğinde, yani ilk iki kitabı üçüncü kitap çıkmadan evvel elimdeydi ancak kitabı okumayı erteledikçe erteledim, erteledikçe erteledim. Daha sonra yani bu yaklaşık iki haftaya tekabül ediyor, bir baktım ki o da nesi! Kitaplığımda eksik parça yok.
Yani eksik parça, benim eksik parçam olmuş.
Eyvah!

''Ama iki adımda bana yetişmeyi başardı. 'Sana evlenme teklifi etmedim, yemeğe çıkalım mı dedim. Ne yani burada yaratmaya çalıştığım imajı bozacağımdan mı korkuyorsun?'
'Ne imajı,'dedim düz bir ses tonuyla.
'Kaygılı, kasvetli,içine kapanık,duygusal genç. Solmuş yapraklar dallardan düşerek ağaçları çıplak bırakırken dalıp uzaklara bakan...''


En nihayetinde kitabı bulamadım ve yenisini aldım. Tamam yenisini almadım, bana hediye geldi. Artık ne kadar çok 'ühühü kitabım kayboldu' diye ağladıysam. Ama öyle, ama haklıyım. Allah aşkına, sizin kitabınız kaybolsa üzüntüden ciğeriniz kıyılmaz mı? Hemde ne kıyılır. Özellikle de kitabı henüz okuyamadıysanız.
Velhasıl kelam kitap elime geldi ve ben bir kere daha kaybetmeyi göze alamayarak alıp okumaya başladım.
Kısa bir dönem önce Eksik Parça, Bıçak Sırtı'nın ne kadar popüler olduğunu bilirsiniz. Neredeyse her bookstagram kitabın fotoğrafını paylaşıyordu her yerde yorumlar , ah beğendim, oh öldüm, ay fevkialadeler... E, hal böyle olunca otomatik olarak beklenti yükseltme sistematiği devreye giriyor.
Benimde beklenti yükseldikçe yükseldi, kabardıkça kabardı.

''Çizimlerim son derece netti; ortaya çıkarıldıkları anda bu takıntılı tutkuma ihanet edecek kadar güzel, taparcasına çizilmiş Noah görüntüleri. Bu mükemmel bir aşağılama olacaktı ve Anna bunu biliyordu.
Mağlubiyetin etkisiyle yanaklarımda oluşan kızarıklık, boğazıma ve omuzlarıma doğru yayılmaya başlamıştı. Orada dikilip bu duygusal işkenceye katlanmak, Anna kendi aşırı doz zalimliğinin etkisiyle sarhoş olana dek herkesin önünde rezil olmak ve acı çekmek dışında yapabileceğim hiç bir şey yoktu.''



Kitabı inanılmaz büyük beklentiyle alıp afalladım DEMEYECEĞİM. Çünkü afallamadım. Yalnızca ilk 60-70 sayfasında umarım klasik aşk hikayelerine dönüşüp iç bayıcı bir hal almaz ve sonunu asla tahmin edemem diye içime doğru haykırıyordum. Ki kesinlikle bu düşündüklerimin tam tersi çıktı. Sonunu kesinlikle tahmin edemezdim, kitap iç bayıcı bir hal almadı ve bu kesinlikle klasik bir aşk hikayesi değildi. 

Mara Dyer, arkadaşlarıyla birlikte gittiği, bir akıl hastanesinin başlarına yıkılması ile hikayesine başlıyor. Ardından birbirini takip eden olaylar silsilesi, hafıza kaybı, halüsinasyonlar ve bir şekilde gerçekleşen kesinlikle gepgergin olaylar. Kitap Mara'nın hastanede gözlerini açması ile başlıyor. Daha sonra kitap arasında flashbackler var ve bunlar hikaye anlatmını destekliyor. 
Travmatik olaylar yaşayan Mara, psikotik bir hale geliyor ve ailesi bu travmayı yaşadığı kentten uzaklaşmak gerektiğine karar veriyor. Ardından ise başka bir şehre taşınıyorlar ve Mara yeni hayatına kocaman bir merhaba diyor. Ardından hayatına çok kısa bir süre için giren Jamie ( - ki kesinlikle Jamie, kitapta açık ara sevdiğim en güzel karakterdi.) Noah, ve diğer yan karakterlerle hikayesine devam ediyor. 

''Neden?
'Ne neden?' Ne diyebilirdim ki? Noah tam bir pislik olsan da ya da tam da bu yüzden, tüm kıyafetlerimi çıkarmak ve senden bir bebek yapmak istiyorum. Sakın söyleme.''


Noah demişken.. Ah Noah. Sanırım tanıdığım, çizgisinden şaşmayan, laubali olmayan, gevşek ya da mıç mıç da olmayan, ağır başlı ve kesinlikle hiiiiç salak olmayan bir erkek karakter. Sanırım Darrow'dan sonra (Kızıl Yükseliş) açık ara farkla beğendiğim esas oğlan diyebiliriz. Kitabın giden çizgisinde sırıtmadan duran bir karakter nasıl yaratılır diye soran olursa üzerine Noah atın diyorum. Başka da bir şey demiyorum. 

Kitabın diline az buçukta olsa değinecek olursak, akıcı ve güzel betimlemelere sahip bir dili vardı. Yani Mara'nın içinde bulunduğu ruh halini tamamen karartmadan ama asla aydınlatmadan anlatabilen bir iç ses konuşuyordu. Olan biten olayları da ne fazla, ne az tam kıvamında olay örgüsü ve betimle sarf ederek kullandığını düşünüyordum ki, hiç yorucu da değildi. Sanırım 200 sayfa kadar bir kısmını hiç başımı bile kaldırmadan, ve kitaptan,olaydan kopmadan kısa süre içinde (2,5 saat) okudum diyebiliriz. Kitap bitince üzüldüm bile!

''Gerçek nedir?' diye sormuş oğlan. 'Eğer bir kız seni uzun, çok uzun bir süre severse gerçek olursun. Ama sadece oyuncak olarak görmez, gerçekten severse'' diye devam etti. 'Canın yanar mı?' diye sormuş bu kez oğlan. 'Bazen. Ama gerçek olursan acı çekmekten korkmazsın.''

Normalde kitaplar bittiğinde üzülmem çünkü o kitaptır, beni dünyasına almıştır ve yaşatabildiğini yaşattıktan sonra beni gerçek dünyaya nazikçe geri bırakmıştır; daha sonra yeni kitaplarla tanışmam için beni azad etmiştir. Ama bu kitap bittiğinde kesinlikle çok üzüldüm çünkü, niye bitti ki! Allahtan hala okumam gereken iki kitabı daha var. Ay! sabırsızlanıyorum. 
Benden minicik bir tavsiye, eğer bu kitaba sahip değilseniz, hemen edinmelisiniz. Ve eğer bu kitaba sahipseniz ve hala okumadıysanız, sizin adınıza büyük bir üzüntüye sahibim.

Tahmin edilemez bir sonu olduğunu söylemiş miydim?












Share:

0 yorum:

Yorum Gönder