Kral İçin Hologram - Dave Eggers | Kitap Yorumu #30


***Tanıtım***
Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser ve Ne Nedir'in yazarı Dave Eggers'dan, çağın ekonomik buhranlarına ışık tutan bir roman: Kral için Hologram.


Amerikan edebiyatının 'müthiş dâhisi' Dave Eggers, Kral için Hologram'da yeni dünya manzarasını kapkara bir mizahla ele alıyor. Yaşam denen çölün tam ortasında, hükmen mağlup olduğu oyunu kurallara uygun oynamaya çalışan kahraman Alan Clay'in peşinde Eggers, Boston banliyölerinden Arabistan'a, toplantı odalarının kalabalığından otel odalarının ıssızlığına uzanıyor. Birileri çölde kumları süpürmekle meşgulken diğerleri yılgınlığa, iç sıkıntısına teslim oluyor ve herkes köşeyi dönme hayalleriyle avunuyor. Godot'yu beklercesine para kazanmayı, içine düştüğü karanlıktan sıyrılmayı bekleyen Alan Clay'in trajikomik hikâyesinin anlatıldığı Kral için Hologram'da Amerikan rüyasının ipliği nihayet pazara çıkıyor. 

Kral için Hologram, hayallerinden başka sermayesi olmayan ve beklemekten bıkıp usanmayan bir adamın kurtlar sofrasında yer edinme uğraşının, paranın gücüne tapılan bir dünyada kendi yolunu arayışının romanı.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 296
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Siren Yayınları


***Yorum***


''Burukluk; çöküşün kabulü. Her yerdeydi, artık bizde de var. Karanlık bir alaycılık. İşte öldürücü olan asıl bu. Düştüğümüzün, bir daha ayağa kalkamayacağımızın işareti bu!''

Evet, evet evet.. Öncelikle her zaman yaptığım gibi bu kitabı alış maceramdan bahsedeceğim. Çünkü her kitabın okuyucuya ulaşmadan evvel geçirdiği bir süper macera söz konusudur. Bende şimdi bu kitabınkinden bahsedeceğim. Tamam çok müthiş bir macerası yok ama kitap yorumu bile girecek olsam ilk paragrafta bu tarz mini hikayeler anlatmak bence çok cici oluyor. Sizin bu konudaki fikrinizi bilemeyeceğim tabii. Şimdi, madem yazmaya başladım, burası da yorumun en sıkıcı kısmı hemen geçivereyim en makulü. 

''Tanrım diye düşündü, dünyanın bu bölgesi insanların yaşamasına uygun muydu sahi? Dünya çok derinlere inip,çok fazla ısıran pireleri bir silkinişte üzerinden atıveren bir hayvandı. Kımıldayacak olsa şehirlerimiz çökerdi; iç geçirse her yeri sel basardı. Bizim zaten en başta burada olmamamız lazımdı.''


Tam emin değilim fakat kitabı alalı bir ay olmuş olması lazım diye düşünüyorum. Günlerden bir gün bir alışveriş merkezinde gezerken olmazsa olmazımı gerçekleştirmek üzere D&R'a uğradım. Ve bir de ne göreyim, yaşhasın müthişli 10 tl indirimi! Tabi ki küçük bir tabla üzerindeydi ama kesinlikle çok fazla okumaya değer kitabın bir arada bulunduğu bir tablaydı. Yani Çok satan piyasa kitapları değil de, okunası klasikler ya da az satan türlerde güzel ürünler vardı. Ah, param yok, vah kredim yatmamış diye düşünürken, aman nasıl olsa bu kitabı er ya da geç alacağım şimdi olsun güç olmasın diyerek, almaya karar verdim. Zaten hikayenin geri kalanı burada başlıyor.

''Esas olan dünyadaki, tarihteki rolüne dair kontrollü bir farkındalık geliştirmektir. Çok fazla düşünürsen evrende hiçbir anlamın olmadığı sonucuna varırsın. Yeterince düşünürsen evrende bir noktacık olduğuna karar kılar, fakat bu noktanın kimileri için önem taşıdığı sonucuna varırsın. Yapabileceğinin en iyisi budur.''


Kapağının dizaynından müthiş bir şekilde etkilenip, arkasını bile okumadan aldığım bir kitap. Tamam taşlamayınız çok rica ediyorum. Kapak mühim bir şey sonuç itibariyle. Kitaplığımda durduğu sürede de gözüm takılıp bu kitaba gidiyordu. En sonunda madem bu kadar kesişiyorum ben bu kitapla, okumaya başlasam en hayırlısı olacak diyerek kitaba başladım. Daha önce sayfalarını karıştırdığımda okuduğum cümleler alışık olduğum kitap cümlelerinden daha düz gibi görünmüştü. Bu nedenle içimde hafif bir tereddüt vardı ki, ister istemez ilk 50-100 sayfa bu tereddüdüm devam etti. Fakat 100. sayfayı bile nasıl aştığımı fark edemedim çünkü kitap beni ustaca içine almayı başarmıştı.

''Alan dehşete düşmüştü. Suudi Arabistan'daki yargı sistemini tam bilmiyordu; fakat yine de, ele geçecek şeye kıyasla, alınan risk aşırı görünüyordu.
- Bu mesajlarla hayatını tehlikeye atıyor yani, öyle mi? Taşlayarak falan öldürmezler mi kadını?
Yusuf, Alan'a bir bakış attı. - Biz burada insanları taşlayarak öldürmüyoruz.
-Affedersin, dedi Alan.
- Kafalarını kesiyoruz.''


Kitabın hafif bir dile sahip olduğunu yukarıdaki cümlelerimin birisinde bahsetmiştim ama yeniden belirtme gereği duydum. Ayrıca değişik bir bakış açısına sahipti. Kitap genel çaplarıyla Amerikalı bir girişimci olan Alan Clay'ın bir iş için Suudi Arabistan'a gelmesi ve Kral ile görüşmek için çadırda işlerin devamını sağlamasıyla başlıyor. Alan, karısından yıllar evvel boşanmış, Kit isminde bir kızı olan 50'li yaşlarda bir abimiz. Daha evvelki girişimlerinin bir kaçı tutmuş olsa da istenilen verime ulaşım söz konusu olmadığı için batmış. Değişik bir iç hesaplaşmaya sahip olan Alan, fark edilmeyen, mülayim görünümlü de birisi. Kendi kafasında durmadan kuruyor, ve onlarla konuşuyor. Farklı kararlar veriyor. Yani düşündüğü ve uyguladığı tam olarak senkronize değil diyebiliriz.

''Kaderinde tek bir insan olması mantık dışı,demişti. Birkaç kadeh devirmişti; düşüncelerini yüksek sesle dile getirirken eğleniyordu. Matematik bir boka yaramıyor! Neticede hayatını kiminle geçireceğin salt kazara temasa bağlı.''

Yazar bu kitabında ne yapmış bilmiyorum, yazarı da tanımıyorum ve daha önce hiç ama hiç duymadım fakat, kitabı ciddi anlamda ağlatmış. Böyle tin tin ilerlerken içinize işleyen türde bir kitap. Bazı noktaları çok iyi vermiş, kültürel arası çatışmaları, kültür farklılıklarını, ekonominin görünmeyen yüzünü vermiş. Kimseyi incitmeden de bunu gayet göstermiş. Mesela beni en etkileyen noktalarından birisi Suudi'nin karanlık ya da çok bilinen yüzü de olabilir tam emin değilim, bir şekilde bahsetmiş ve bunu aslında hem iğneleyici bir şekilde hemde incitmeden yazabilmiş.

Kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra gittiğim bir filmde, Tom Hanks'in başrolde olacağı Kral için Hologram filminin tanıtımını gördüm ve dedim ki HOLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLAYYYY!
Yani sevinmek ve sövüşmek arasında kaldım çünkü, inanamadım. Yani belki de kimsenin daha evvelden haberi yok fakat benim var ve hatta kitabını bile okuyorum. Bayağı mutluluk ile beslenen çiçeklere döndüm. (Ay şuraya filmin afişini bir türlü ekleyemedim ayol!)

'' Tabiat, insanoğluna onu her yerde öldüreceği mesajını verip duruyor. Düz arazide kasırgalar savuruyor. Deniz kenarında yaşıyorsun, yüzyıllar boyu ilmek ilmek kurduğun her şeyi silip süpüren tsunamiler yolluyor. Depremler bütün mühendislik alemiyle, her türlü kalıcılık kavramıyla alay ediyor. Tabiat öldürmek, öldürmek, öldürmek, bütün çabalarımızla dalga geçmek, her şeye sil baştan demek istiyor.
... İnsanlar her ne yapıyorlarsa tabiat ananın arkasından iş çevirerek yapıyordu. Tabiat bunu fark ettiğinde ve gücünü topladığında ise her şeyi sil baştan başlatıyordu.''


Bu kitabı okuduğum için memnunum ve kesinlikle okumanızı öneririm, ya da gidip filmini izleyin. Filmi 22 Nisan 2016 tarihinde vizyona girecek. Bence filmi izlemeden evvel '' yaa cınım ben bunun kitabını okudum heheh'' demek çoğu şeye bedel. Kitap gerçekten belli noktalarıyla insanı düşünmeye itiyor, sorgulamaya ya da en azından durumun vahametini görmemizi sağlıyor. Üstelik kitap çok yumuşak, sert değil ve ince, kıvrak cümleler ve şahane espriler içeriyor.
Ben çok beğendim doğrusu.


öpücükler xoxox
















Share:

0 yorum:

Yorum Gönder