
İnsan bilmediği bir dilde kendisi olabilir mi?.. Peki ya âşık olabilir mi?
Kalbiniz çeviriye kurban giderse ne olur?
On altı yaşındaki Josie birçok dil bilmektedir: Lise dili, üniversite dili, arkadaş dili, erkek arkadaş dili, ayrılık dili, hatta güzel kız dili. Ama bunların hiçbiri kendi dili değildir… Onun dilini konuşanlar yalnızca en yakın arkadaşı Stu ile ablası Kate'tir. Kate çekilmez bir adamla nişanlanınca Josie bunu dünyanın en büyük hatası gibi görmekten kendini alamaz. Ablası düğün gününe kadar Josie'yi yola getirmeye kararlıdır; Josie'yse Kate ile nişanlısını ayırmaya. Sırlar ve anlamsal farklılıklar üzerine savaşlar verilirken Josie gerçek aşkın doğasını merak etmeye başlayacaktır.
"McCahan'ın ilk ağızdan anlattığı öykü, okurları kahkahalara boğacak. Josie'nin analitik, fazla düşünerek yaptığı konuşmaları ve iğneleyici cümleleri gönüllere taht kuracak cinsten."
-Publisher's Weekly-
"Başkahramanı gibi komik, tuhaf ve sempatik bir hikâye… Hayran kalmamak elde değil."
-Huntley Fitzpatrick-
"Josie gençlik edebiyatında nadir bulunan, özgün bir karakter… Kontrol edilemeyeni kontrol etmeye çalışarak, sevgiyi hem isteyip hem ondan korkarak içimizden biri olduğunu gösteriyor. Canlı karakterler ve tatmin edici konusuyla okurların beklentisini boşa çıkarmayacak."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus
***Yorum***
''Dünyadaki bütün diller içindeki en harika kelime 'yurt'. Türkçe. İsviçre Alpleri'nde yaşayan, Fransızca konuşan, keçi güden bir aileden de geliyor olsam duyar duymaz yurt ne demek anlardım. Karışıklığa mahal yoktu. Gayet açık ve netti. Bir dilin olağanüstülüğüne somut bir örnekti.
Yurt.
Keşke bütün diller bu kadar açık olsaydı.''
Aşk ve Diğer İmkansız Kelimeler, ihtiyacım olan yerde, ihtiyacım olan bir kitaptı. Bence tanrılar bu ihtiyacımı hissederek bana gönderdiler. Bir kaç yerde, çabuk okunan, çerezlik bir kitap olarak bahsedildiğini duyunca, benim beklentim düştü tabi, ama bu kitaplar genelde iç ısıtan türde olduğu için çok üzerinde durmadım. Ne de olsa, yüreğimizin buz tutmasını engelleyecek bir şeyler varsa onlarda bu tür kitaplardan başka bir şey değildir. Kaldı ki, çerez kitaptı ama o kadar da beklentimi düşürecek kadar bir kitapla da karşılaşmadım. Ben çok sempatik buldum, belki de esas kızı epeyce içselleştirdiğim için olabilir. Kim, baş kahramanı yakın bir arkadaşına benzeyen bir kitabı sevmez ki?
''Cuma günü gelmeden önce ona sormam gereken sorulardan oluşan otuz yedi maddelik bir listem olduğu konusunda onu uyarsan iyi olur.
Sadece otuz yedi mi? Neden yuvarlak hesap kırk değil?
Çünkü soruların sayısının sorularla bir ilgisi yok. İhtiyacım ne kadarsa o kadar sorum var.''
Kitabın konusunu kısaca özet geçmek gerekirse, Josie esas kızımız ve, kitabın adının aksine kesinlikle aşkla yoğurulmuş bir gençlik kitabı değil. Josie'nin inmeli çıkmalı aşk hayatından da bahsetmiyor. Her şey, Josie'nin ablasının -yani Kate- evlenmek gibi bir niyette bulunmasıyla başlıyor. Tamam bunda ne gibi bir sorun çıkabilir ki, değil mi? Bende önce abartıldığını düşündüm ama öyle değil. Neden mi? Çünkü Josie'nin bazı yerlerde haklı sebepleri var ki, bazen Kate'e inanılmaz derecede deli olmamak elde değil. Ama bazen de Josie hakikaten çekilmez oluyor.
Asıl olayı söylemedim; Josie süper üstün zekalı, yani olaylara bizim baktığımız açıdan bakması için kendinden ödün vermesi gerekiyor. Bunu Josie'den istemek haksızlık olmaz mı?
''Ben işi çözdüm''dedim.
''Aşkı çözemezsin,''dedi uzun sarı saçlarını bir omzundan dalgın dalgın geri atarak.
''Ben her şeyi çözebilirim.'' dedim.
''Hayatında ne kadar fare eti yedin?'' diye sordu Stu dikiz aynasından bakarak.
''Tamam tamam. Çoğu şeyi çözebilirim.''
Josie 15 yaşında, üstün zekalı olduğu için sınıf atlamış ve aynı zamanda üniversiteden yani yukarından ders alanda bir öğrenci. Stu ve Sophie ise onun tek arkadaşları diyebiliriz çünkü diğer arkadaşları biraz, ne bileyim, yakın arkadaş kavramı içerisinde anılmayacak türden.
Geoff ise, ki aslında tüm kitabın esas oğlanı Geoff olmalı, Josie'nin ablasının nişanlısı. Hayır, hayır, Josie ve Geoff arasında hoşlantı ya da diğer hoş olmayan şeyler olmuyor. Josie Geoff'tan tam anlamıyla nefret ediyor. Ben bunu ablasını başkası ile paylaşmak istememesine bağlıyordum ki, kitabın sonlarına doğru Josie'de bu durumu itiraf ediverdi.
''Biliyorum. Yapacak işlerim var,''dedim.
''Ne yapıyorsun?''
''Zamanla derken kastedilen zamanın matematiksel uzunluğunu belirliyorum.''
''Ne? Beni affetmen o kadar mı sürecek yani?''
''Evet, bu karmaşık bir formül o yüzden lütfen çıktıktan sonra kapıyı kapa.''
Kapı dilinin sesini duyduğumda bilgisayar ekranımı yeniledim ve araştırmama devam ettim: + bilim +ilk görüşte aşk.
Her ne kadar yer yer Josie'nin çok bilmişliğinden yılsam da bu kitap iç ısıtan, çabuk giden ve enteresan bir konuya, kesinlikle çok farklı bakış açısıyla değinen bir kitap olma özelliğini taşıyor. Bazı noktalarda kitaplar hakkındaki değerlendirmemi şu şekilde yaparım : Kitabı okumak için ayırdığım zamana pişman mıyım, yoksa değil miyim?
Bu kitabı okumak için ayırdığım zamana kesinlikle pişman değilim. Hatta çıtır çerez bir zamanda kafa dağıtmak için okunması gereken kitaplardan birisi olduğunu düşünüyorum.
Bu kitap bana 80-90 civarında çekilmiş gençlik filmlerinin tatlılığını anımsattı.
''Anevrizma, kalp krizi, alerjik reaksiyon geçirmiyorsam ya da erken menopoza girmediysem yalnızca tek bir hayati tehlike taşıyan durumdan muzdarip olabilirdim: Dünya çapında utanç.''
öpücükler xoxo
Yorumlar
Yorum Gönder